Enerji kaynakları, kullanımlarına göre yenilenebilir ve yenilenemeyen enerji kaynakları olmak üzere ikiye ayrılır. Fosil yakıtlar ile radyoaktif elementlerden oluşan yenilenemeyen enerji kaynakları, kullanıldıkça biter ve normal şartlarda bunların yenilenmesi çok uzun zaman alır. Yenilenebilir enerji kaynakları ise kısa sürede kendini yenileyebilme özelliğine sahiptir.

Günümüzde başta sanayi olmak üzere ekonomik sektörlerde kullanılan enerjinin büyük bir bölümü fosil yakıtlardan elde edilmektedir. Bununla birlikte yenilenemeyen enerji kaynakları rezerv yönünden sınırsız değildir. Gelişen teknoloji ve sanayileşmeyle birlikte kullanılan enerji miktarı artarken yenilenemeyen enerji kaynaklarına ait rezervler ise azalmaktadır. Bu durum yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi gittikçe artırmaktadır.
Yenilenemeyen Enerji Kaynakları
Kömür;oldukça geniş bir kullanım alanına sahiptir. Yanma kalitesine göre kullanım alanları farklılık göstermektedir. Fakat bu kaynak daha çok enerji üretiminde kullanılmaktadır. Dünyadaki en büyük kömür rezervine sahip olan ülke; ABD’dir. ABD’den sonra sırayı Rusya ve Çin takip etmektedir.
Petrol; günümüzde en değerli enerji kaynaklarından biridir. Oldukça çeşitli kullanım alanına sahiptir. Fakat özellikle ulaştırma sektörünün temel enerji kaynağı petroldür. Dünyadaki petrol yataklarının yarısı Orta Doğu’dadır.
Doğal gaz; başta ısınma olmak üzere elektrik üretimi ve ulaşım alanında kullanılan tükenebilir enerji kaynağıdır. Fosil kökenli yakıtlardan birisi olmasına rağmen kömür ve petrole oranla çevre kirliliğine etkisi azdır. Dünya doğal gaz rezervlerinin yarısı Orta Doğu’da yer almaktadır.
Nükleer enerji; nükleer reaktörlerde atom çekirdeğinin parçalanması ile açığa çıkan ısı enerjisinin elektrik enerjine dönüştürülmesidir. En önemli kullanım alanı elektrik üretimidir. Bunun dışında tıp ve sanayide de kullanılmaktadır. Bu enerji üretimindeki en önemli sorun; yaşanabilecek kazalar ve radyoaktif atıkların yok edilmesiyle ilgili hususlardır.
Yenilenebilir Enerji Kaynakları
Güneş enerjisi;en yaygın bulunan tükenmeyen enerji kaynaklarından birisidir. Güneş enerjisi, güneş pilleri aracılığıyla elektrik enerjisine dönüşmektedir. Son yıllarda üretim ve depolama teknolojilerindeki ilerleme ve maliyetlerde yaşanan hızlı düşüş sayesinde önemli yatırımların yapıldığı bir alan haline gelmiştir. Türkiye’de ise iç kesimler, bu enerjiye dönük en fazla verimin elde edileceği alanlardır.
Rüzgar enerjisi; insanların yararlandığı ilk enerji kaynağıdır. Yenilenebilir, sürdürülebilir ve güvenlidir. Rüzgarların sahip oldukları kinetik enerjiyi elektrik ya da hareket enerjisine dönüştüren enerji kaynağına rüzgar enerjisi denir. Bu enerjinin kullanımı hava koşulları ve arazi koşullarına bağlı olduğu için ülkeden ülkeye değişmektedir. Rüzgar tribünleri ile mekanik enerjiye dönüştürülür. Dünyada rüzgar santrallerinin büyük bir bölümü Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerindedir. Türkiye’de ise Akdeniz, Ege ve Marmara kıyıları bu enerji için çok uygundur.
Okyanus ve deniz kökenli enerji kaynakları;dalga, akıntı ve gelgitlerden oluşur. Rüzgarların deniz yüzeyinde esmesi ile denizde oluşan dalgalardan elde edilen enerjiye dalga enerjisi denir. Avrupa ülkelerinde kullanılmaktadır. Ay’ın Dünya’yı kütle çekim kuvveti ile çekmesi sonucu gelgit oluşur. Oluşan gelgitlerden elektrik enerjisi üretilmesine gelgit enerjisi denir. Fransa’nın Manş Denizi kıyısındaki Rance Santrali dünyadaki en önemli gelgit santraledir. Bu enerji kaynakları ekonomik değildir.
Biyokütle enerjisi; ısınma ve ulaşım gibi birçok alanda faydalanılır. Biyokütle enerjisinin kaynağını mısır, buğday gibi özel olarak yetiştirilen bitkilerin yanı sıra otlar, yosunlar, denizdeki algler, hayvansal atıklar, sanayi atıkları ile evlerden atılan tüm organik çöpler (meyve ve sebze artıkları) oluşturmaktadır.
Hidrolik enerji; suyun akış ve düşüş hızına bağlı olarak açığa çıkan enerjinin elektrik enerjisine dönüştürülmesiyle elde edilir. Bu enerji, maliyetin düşük olması nedeniyle en fazla kullanım oranına sahip
yenilenebilir enerji türüdür. Engebeli arazi ve sulak bölgelere sahip ülkeler olan Çin, Brezilya, Türkiye, Norveç, Hindistan, Vietnam ve Malezya bu enerji kaynağı bakımından önemli potansiyele sahiptir.
Hidrojen; kömür, biyokütle, doğal gaz ve suyun da dahil olduğu birçok maddeden elde edilebilen,
doğadaki en basit ve en fazla bulunan elementtir. Hidrojenin yakıt olarak kullanıldığı enerji sistemlerinde
atmosfere bırakılan atık madde sadece su buharıdır. Bu nedenle çevre kirliliğini önlemek amacıyla
hidrojen gazından enerji elde etme çalışmaları yapılmaktadır.
Jeotermal enerji; yer kabuğunun derinliklerinde magmanın etkisiyle ısınan suların yeryüzüne çıkmasıyla
oluşur. Düşük maliyetli olması ve çevreye zarar vermemesinden dolayı ülkelerin coğrafi yapıları
çerçevesinde yaygın bir şekilde istifade edilen enerji türüdür. İklim koşullarından etkilenmemesi,
jeotermal enerjinin diğer yenilenebilir enerji türlerine göre sahip olduğu en önemli avantajdır. Jeotermal enerji potansiyeli en yüksek olan ülke ABD’dir.






